İnsanoğlunun çeşitli uğraşları vardır. Örneğin günün yorgunluğundan sonra uykuya aşırı istek duyar. Sabah kalktığında yaptığı ilk iş temizliktir, elini yüzünü yıkar, dişlerini fırçalar ve güzel bir kahvaltı ile güne başlar.
Bazıları kahve ve sigarasını içer, kimileri çayını yudumlar, fakat insan oğlunun şikayetleri hiç bitmez, ya başı ağrır ya boynu tutulmuştur. Mevsime göre ya griptir, ya da nezle.
Kimileri zayıf oldukları için kilo almanın telaşındadır, kimileri ise aşırı kilolarını vermek için diyet programlarının peşinden koşturur durur.
Hastane kapısından içeri girdiğimizde ise; Gözü bozulan, kulağı duymayan, midesi ağrıyan, böbreğinde taşı olan ve hatta çağın hastalığı kanserle mücadele edenlerin şikayetleri kulaklarımızı çınlatır.
Bu kadar acı çekenin yanında kel olduğu için saç ektirme mücadelesi verene ne dersiniz.
Oysa ki ALLAH, dünyaya bağlanmamaları için insanlara o kadar acz vermiştir ki saysanız bitmez. KUR’AN da ‘’Her nerede olursanız olun ölüm sizi bulur’’ yüksekçe yerde arşın zirvesinde bile olsanız, buyurulur.
Zira insanoğlu en modern hastanenin en kaliteli odasında yatsa bile, en iyi doktorlar tarafından tedavi edilse tıbbın en son ilaç tedavisi bile yapılsa ölüm canlılar için kaçınılmazdır.
İnsan oğlu, ALLAH karşısındaki aczini görmezden gelerek dünyaya bağlanması ölümü ve ahireti kendince hafife alması çok büyük bir gaflettir.
Ölümle birlikte insanoğlu ile gidecek olan onun yaşadığı yaşantısı içerisindeki dünya hayatı içinde yaptığı iyilik ve kötülük amelleridir.
Onu muhteşem hayata kavuşturacak olan ise yanlızca Allah’ın hoşnutluğu için yaptıklarıdır. O zaman gün saat ve dakikaların bu kadar hızla geçmesi karşısında kendimizi kaptırmayalım, günümüzü biz yönlendirelim.
