Bu hafta siz değerli okuyucularımız için ‘’Türkiye’de Kadın Olmak’’ başlığı ile yazıyorum bir bayan olarak artık yazmam gerektiğini düşündüm çünkü.
Evet Türkiye’de kadın olmak gün geçtikçe çok daha zor bir hal aldığını hemen her gün artan kadın cinayetleri, tecavüz olaylarından hepimiz farkındayız.
Gün geçmiyor ki bir kadın ailesinden, eşinden, etrafta dolaşan tabiri caizse serserilerden, sapık erkeklerden şiddet görmesin.
Ama bu durumular sonrasında etrafta konuşulanlarda acı verici. Neymiş kadının suçuymuş. Kadın suçlanır… Mini etek giymeseydi derler… Akşam sokağa çıkmasaydı derler…
Peki şimdi sorarım erkekleri kim dünyaya getiriyor? Kim büyütüyor?
Cevabınız kadın olduğunu duyar gibiyim…
Daha geçen gün bir kadın eşinden boşanmak istedi diye Gölcük’te ailesi ile birlikte gittiği piknikte katledildi.
Ülkemizde gencecik bir genç kız öğretmeni tarafından taciz edildi ve sonrasında canına kıydı.
Aslında bunlar yalnızca yakın zamanda yaşanan olaylar bunun gibi daha bir çok örnek var sayabileceğim ama saymakla bitiremeyeceğim.
Peki suçları ne anlaşamadıkları için boşanmak istemelerimi? Hayatının en güzel zamanında güzel bir genç kız olması mı?
Hayır kardeşim bunlar suç olamaz…
Aile içinde dışında meydana gelen cinsiyete dayalı kadın üzerinde baskı ve üstünlük kurmayı amaçlayan tehdit, dayatma, kontrol içeren psikoloji, cinsel, ekonomik, fiziksel zararla sonuçlanan kadının insan haklarını ihlal eden her türlü eylem suçtur.
Bunları ihlal edenler ise suçludur. Kadına şiddetin asla bir açıklaması yoktur. Fakat ülkemizde caydırıcı bir yasa olmadığı için erkekler eşlerini rahatlıkla öldürebiliyor, dövebiliyor. Genç kızlarımız hayatlarının baharında tecavüz ve taciz gibi izleri kolay unutulamayan ve tüm hayatını etkileyen kötü olaylara maruz kalıyor.
Bir bayan Gazeteci olarak ülkemizde her gün yaşanmaya devam eden kadına şiddete dur demeyi ilimizin kadın platformlarını, bayan siyasetçileri ve duyarlı bütün herkesi davet ediyorum. Ne kadar çok destek o kadar az ölüm ve tecavüz…
Kalın Sağlıcakla…