HABER GÖNDER ↗
GÜNDEM

ORUCUN HİKMET VE FAYDALARI

ORUCUN HİKMET VE FAYDALARI
Kocaeli Pusula · Haber

Feyiz, bereket, rahmet ve mağfiret iklimi olan bir Ramazan

ayına daha ulaşmış bulunmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu

vesile ile bizi insan olarak yaratan, bize kendini tanıttıran, kullukta

başarıya ulaşabilmemiz için nefsimizi terbiye etmek üzere oruç gibi

bir ibadeti bizlere farz kılan Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena

ediyoruz.

Bu yazımızda Bediüzzaman hazretlerinin Ramazan ve orucun

hikmet ve faydalarına dair değerlendirmelerini sizlerle paylaşacağım.

Ramazan-ı Şerifteki oruç, İslâmiyet’in beş esasından biridir.

Orucun, hem Cenâb-ı Hakkın Rabb sıfatına,

(Rabb Allah’ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları

için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve

himayesi altında bulundurması demektir.)

hem insanın ferdî ve sosyal hayatına,

hem nefsin terbiyesine,

hem nimetlerin şükrüne bakan hikmetleri vardır.

Orucun, Cenâb-ı Hakkın Rab sıfatına bakan çok hikmetlerinden

biri şudur:

Cenâb-ı Hak, yeryüzünü bir nimet sofrası suretinde yaratmış ve

bütün muhtelif nimetlerini hesapsız bir şekilde o sofrada toplamıştır.

Nitekim bir ayet-i kerimede “Allah size istediğiniz her şeyden verdi.

Allah’ın nimetlerini sayacak olsanız sayamazsınız” (İbrahim 14/34)

buyurulmuştur. İşte bu, Rabbimizin üzerimizdeki sonsuz nimetlerinin,

ihsan ve ikramlarının bir neticesidir. O, Rab sıfatıyla, bizim

ihtiyaçlarımıza karşılık gelen nimetleri yaratıyor. Rahmân ve Rahîm

sıfatlarıyla da bizleri rahmet ve himayesiyle kuşatıyor.

İnsanlar, gaflet perdesi altında ve sebepler dairesinde, o

vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor.

Ramazan-ı Şerifte ise, mü’minler, Rablerinin emrine amade birden

muntazam bir ordu hükmünü alıyorlar. Mü’minlerin, Rabbimizin

ziyafetine davet edilmiş bir surette, akşama yakın “Buyurunuz” emrini

bekliyorlar gibi bir kulluk tavrı göstermeleri, Rabbimize karşı, büyük

ve muntazam bir kulluk gösterisidir; şükür mukabelesidir. Böyle bir

davete icabet etmeyerek bu yüce kulluğa iştirak etmeyenler aslında

insanlıklarından çok şey kaybediyorlar.

Orucun, Cenâb-ı Hakkın nimetlerinin şükrünü eda yönüyle, çok

hikmetlerinden biri şudur:

Bir padişahın veya bir patronun yemekhanesinde garsonun

getirdiği yemekler bir fiyat ister. Garsona bahşiş verildiği halde, çok

kıymetli olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu nimet olarak ikram

edeni tanımamak nihayet derecede bir akılsızlıktır. Cenâb-ı Hak,

sınırsız nimet türlerini insanlar için yeryüzünde yaymış, ona karşılık, o

nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor. İşte O’na teşekkür etmek, o

nimetleri doğrudan doğruya O’ndan bilmek, o nimetlerin kıymetini

takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve büyük bir şükrün

anahtarıdır. Çünkü sair vakitlerde mecburiyet altında olmayan

insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin

kıymetini idrak edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan insanlara,

özellikle zengin olanlara, bir kıymet ifade etmiyor. Halbuki, iftar

vaktinde, o kuru ekmek, bir mü’minin nazarında çok kıymetli bir

nimet-i İlâhiyedir. En zengininden en fakirine kadar herkes, Ramazan-

ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla manevi bir şükre mazhar

olur.

Öte yandan insan oruç günlerinde kendini nimetlerden

engellemek suretiyle, “O nimetler benim mülküm değil. Ben

bunları yemekte hür değilim. Demek başkasının malıdır ve

nimetidir; Onun emrini bekliyorum” diye, nimeti nimet bilir,

şükreder.

Konuya devam edeceğim.

Hayır, esenlik ve bereket duasıyla Hayırlı Cumalar…

← Haber akışına dönArşiv kaydı · 12325
ŞEHRİN HABERİNİ BİRLİKTE YAZALIM

Senin haberin ne?

Haber, fotoğraf ve duyurularınız için bize yazın.

HABER GÖNDER →